Bugun...
evden eve nakliyat evden eve nakliyat firmalari esya depolama sehirlerarasi nakliyat replika saat


Bir Amerikalının Gözünden 'DİRİLİŞ: ERTUĞRUL'
Amerika’nın popüler internet sitelerinden medium.com’un Gutbloom lakaplı editörünün Türk yapımı Diriliş: Ertuğrul dizisine tesadüfen denk gelmesi ve tüm sezonu izlemesiyle başlayan macerasını anlattığı yazısı okunma rekorları kırdı. İşte bize bir Türk dizisini bir Amerikalının gözünden anlatan Gutbloom’un o yazısı:

Bir Amerikalının Gözünden 'DİRİLİŞ: ERTUĞRUL'
+ -

 

 

‘’Kısa süre önce küreselleşmenin en önemli yanlarını keşfettim. Yıllardır diğer ülkelerin televizyon kanallarını izleyememekten şikâyetçiydim. Irak'ı işgal ettiğimizde, en azından ABD hükümetinin Irak televizyonlarından en iyilerini ücretsiz olarak bize yayınlayacağı "Irak TV" adlı bir istasyona sahip olacağımızı düşünmüştüm. "Savaş ganimetleri" kategorisinde hükümetimizden isteyebileceğimiz ufak bir şeydi neticede, öyle değil mi? Ordumuzun uzunca bir süre Irak'ta ve Afganistan'da olmasının bedelini vergilerimizle ödediğimizi düşünecek olursak… En azından işgal ettiğimiz ülkelerin TV yayınlarını çalabilmemiz gerektiğini düşünmüyor musunuz siz de?

Bazen hükümetinizin size sunamadığı fırsatları serbest piyasa sunabiliyor. Son zamanlarda Netflix aboneliğimi, evimde iki yıldır duran üç DVD'yi içermeyecek şekilde sınırlandırdıktan sonra sadece menüde ne varsa onu izlemek zorunda kaldım. ( İgilenen varsa bu filmler: Omega Adam, En Sıkıcı BBC Doğa Belgeselleri Bölüm 2 ve ‘Kötü Tarih’ adında bir belgesel daha) Sonra üyeliğimi sınırlandırmış olmak beni bir tür paniğe sevk etmiş olacak ki, gözden kaçırdığım herhangi bir şey var mıdır acaba? Diye çevrim içi tekliflere bakmaya başladım. Bil bakalım ne buldum? Diriliş: Ertuğrul.

Diriliş: Ertuğrul, 2014'ten beri TRT 1'de yayınlanan bir dizi. Netflix versiyonunun İngilizce altyazısı var. Bu dizinin önemli bir hükümet desteğine sahip olduğu yönünde şüphelerim var, ancak bunu kesin olarak bilmiyorum tabii. Dizinin sonundaki ithaf kısımlarının hiçbirini okuyamıyorum, çünkü sadece Türkçe olmakla kalmıyorlar, aynı zamanda tuhaf sembolleri var, bu yüzden onları okuma konusunda bir adım bile atamıyorum. Ertuğrul'u İzleyerek Ne Öğrendim? Genellikle tarihi kurgu yapımları izlemeye çalışırım. Çoğu zaman, ilk birkaç bölümü bile bitiremem, çünkü çoğunun tarihi gerçeklikle ilgisi alakası yoktur. Diriliş: Ertuğrul’u ilk izlemeye başladığımda bu sorunu yaşamadım. Dizinin senaryosunun muhtemelen Türk hükümetinin kontrolünde çılgın bir milliyetçi propaganda olarak yazdırılması beni hiç rahatsız etmedi. Nedenini açıklayabilirim.

Alın size ikinci sezonun ilk bölümünün açıklaması: ‘’ Rum Selçuklu Sultanlığı, Anadolu'yu yönetmektedir ve bu devlet en parlak dönemini lider Sultan Alaadin Kayqubad ile yaşar…’’

Kötü anlatılan ve çarptırılan Türk tarihinden rahatsız olduğum zannedilmesin çünkü herhangi bir Türk tarihi bilmiyorum. Bu açıklamaya baktığımda, "Anadolu" ile ne kastettiklerini anlıyorum ve "en parlak çağ" dan da neyi kastettikleri hakkında da fikir yürütebilirim. Ancak geri kalan kısmı benim için Yunancadan başka bir anlama gelmiyor. Aslında "en parlak çağ" kısmından da emin değilim. Bana Osmanlı İmparatorluğunun ‘en parlak dönemi’ni sorduğunuzda, korkarım ki boş bir kutucuk çizerdim. Zaten her şey Türkiye için parlak ama boş bir nokta değil miydi? Belki de değildir. Beni cehaletim için bağışlayın. Diriliş: Ertuğrul, mitolojik kabile tarihiyle dolu bir dönemde Osmanlı İmparatorluğu’ndan çok önce geçen bir hikayeye sahip. Vikipedi’de bile tarihi kişilik olan Ertuğrul hakkında söylenen çok şey yok. Tabii ki diziyi izlerken Türk tarihinin bir bölümünü google'da okumaya çalıştım. Türk tarihi ile ilgili Wikipedia girişlerini okumak, Hindu mitolojisini veya Kuzey Afrika dil gruplarını taramaktan farksız olduğundan bu çabanın anlamsız olduğunun farkına varmam uzun sürmedi.

O kadar çok ve kopuk kopuk bilgi var ki bunları öğreneceğim derken yıllarınızı harcayabilirsiniz ve o zaman bile bilginiz en iyi ihtimalle bölük pörçük olacaktır. Selçukluların kim olduğunu bilerek büyümediğiniz sürece, muhtemelen ne olup bittiğini anlayamayacaksınızdır.

Hızlı bir şekilde 10'uncu bölüme kadar izledim. Dizi eğlenceliydi. Güzel mekan çekimleri, harika kostümler ve bir sürü at vardı. Betimlenen adetlerin çoğu büyüleyici ve bir tuhaftı. Örneğin, dizideki erkekler kaftanlarının iç cebinde tahta bir kaşık taşıyorlar ve ev sahibi "lütfen ye" derse, hepsi bir anda kendi tahta kaşıklarını cepten çıkarıp yemek yemeye başlıyorlar.

Selçuklular döneminde misafirliğe giderken kaşığınızı yanınızda getirmediyseniz ...ki tuttunuz demektir.

 

Bölüm 14 civarında, "Bu konuları nasıl bitirecekler?" Diye merak ettim. Kötü adamlar cidden fena kötü ve en az üç veya dört komplo hazırlıyorlar dizi başına ama her şey biraz yavaş ilerliyor gibi görünüyor. Kötü kişilerin bazıları, bu sezonun bölümlerini tamamlamak için kıçlarını yırtıyor gibi. O da ne? 17. Bölüm mü? Netflix "bilgi" sekmesine bakıp Diriliş: Ertuğrul'un 76 bölümünün olduğunu gördüğüm anda yüzümdeki dehşeti görmeliydiniz! Yani katlanılacak daha çok Kardinal Thomas vardı:

Müslüman Takımına Devşirilmek Ne Kadar da Kolay!

 

Yeni keşfettiğim bu Ortaçağ sabun operamı izlerken benim gibi egemen kültüre dahil olmayan herkesin içine düştüğü ikilemde kaldım. Ertuğrul dizisinde iyi çocukların tümü Müslüman, kötü çocuklar ise Roma Hrıstiyanları. En büyük sorun kimi destekleyeceğime karar vermekti tabii ki.. Açıkça söylemek gerekirse, Roma'dan Kardinal ve Tapınakçı şövalyeler, Konstantinopolis ve Kudüs'ün kontrolü söz konusuysa domuz yiyicilerle beraber olmam gerekiyor. Ama Ertuğrul'u izlerken hızlı bir şekilde "siktir et" dedim ve üçüncü bölümden itibaren bu kana susamış katil götverenleri destekledim. Spoiler eklemek istemiyorum, 68. bölüme geldiğimde kendi kendime "Bu Avrupalı orospu çocuğunun başını almazlarsa ben de izlemeyi bırakacağım" diyordum. Kendimi o derece kaptırmışım. Sonra tahmin edin ne oldu? Adamın kafasını uçurdular! Kelle kesme sahnesinde kalabalıktan birileri "İlahi Adalet!" diye haykırdı ve ben de ‘’Allah büyüktür!’’ diye bağırmamak için kendimi zor tuttum. Yani saat gece 11:30’du ve ben yataktaydım. Benim hatun, fantezi şovlarına olan duygusal tepkilerimi pek hoş karşılamayabilirdi.

İyi Bir Müslüman Olmak Çok Kolay!

İlk sezonu bitirdikten sonra, dindar bir Müslüman olma yükümlülüklerini tamamen yerine getirebildiğimi keşfettim. Şovdan yola çıkarak, söylediklerinizin yaklaşık% 30'undan sonra "Allah izin verirse" veya "Allah’a şükür" ifadesini kullanıyorsanız olay tamam demektir. Şimdi bunu çok iyi yapıyorum ve tanrıya zar zor inanıyorum. Demek istediğim, daha bu sabah, "Ah, bir fincan daha yapabilecek kahve kalmış kutuda çok şükür." Dedim mesela.

Kötü Eylem Aslında Bir Çeşit İyi Eylemdir

Aşağıda, Ertuğrul'u bazı Templer Şövalyelerinin kıçını tekmelerken görebilirsiniz..

Bunun gibi görselleri bulmak zor olmamalı çünkü neredeyse her bölüm yaptığı iş...

Öyle zannediyorum ki 13. yüzyılda, Avrupa'da Ertuğrul ve Alpleri durmadan kesip biçebilsin diye aralıksız Templer Şövalyesi üreten bir yer vardı. Birçok Netflix dizisinin (Roma, Sınır, Son Krallık) aksine, Ertuğrul'daki dövüş sahneleri kan sıçratma temelli değildir. Japon pornografisini izlemek gibidir. Etki noktası bulanık. Genellikle Hıristiyanlar kılıçlarını kaldırır, ortadan kesilir ve ardından solgun çiçekler gibi yarıya katlanırlar. Buradan aslında hepsinin giydiği zincir zırhın bir halta yaramadığını anlıyoruz. Eğer ağır bir metal kask veya bir Alpin keçe kapağını giymek arasında seçim yapmanız gerekiyorsa, Turkey Store'da 43 dolar karşılığında satın alabilirseniz keçe kapağı ile gidin derim savaşa.

 

Çıplaklık Yok Ama Sorun Değil

 

Dizide çıplaklık veya seks sahnesi yok ki bu bana oldukça uyar. Yaşınız 50'ye ulaştığında ve testosteronunuz düşmeye başladığında, Thrones ve Westworld gibi dizilerdeki tüm gereksiz çıplaklık sahneleri zahmetine değmez olur. Dikkat dağıtıyor. Kısmen, "Gerçekten Emilia Clark'ın kıçı mı bu yoksa kendisi cidden vücut dublörü kullanacak kadar büyük bir yıldız mı?" gibi sorular sormaya başlıyorsunuz kıç görünce.

Ertuğrul dizisinde bunun gibi şeyler için endişelenmenize gerek yok. Görüp görebileceğiniz tek öpücük ele kondurulanlar. Kadınların metalaştırılmadığını söylemiyorum. Ben sadece kıyafetleriyle nesneleştirildiklerini söylüyorum.

İzleme Olayında Yeni Bir Düzey

İlk sezonun 76 bölümünün tamamını izledim. Her bölüm ortalama olarak yaklaşık 40 dakika. 50 saat ediyor resmen. Bu 50 saat boyunca biraz Türkçe kapmış olacağımı düşünüyorsunuzdur muhtemelen, ancak çoğu zaman birbirlerinin adlarını nasıl telaffuz ettiklerini bile kavrayamadım. "Bey" dendiğinde bunun bir kabile şefine hitap edilirken kullanılan nezaket ifadesi olduğunu anlamış bulunuyorum. Ertuğrul'da hemen hemen her erkeğe Bey diyorlar zaten. O sebeple Ben de "Bey" olduğuma karar verdim. Bundan sonra imzamı da bu şekilde atmaya başlayacağım. Ben Türk dilinin aşırı gözlemciliğinin beyiyim artık. Yarın 2. sezon’u izlemeye başlayacağım ‘’Allah’ın izniylen’’

 

Gutbloom

 

Türkçeye Çeviren: Ragıp Eşref FİLİZ

 

Yazının İngilizce Orijinaline Buradan Ulaşabilirsiniz

https://medium.com/@gutbloom/ertugrul-resurrection-a-television-odyssey-57558ec7383b




Bu haber 7960 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Metin 2 TR
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANAN HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI