Bugun...
evden eve nakliyat evden eve nakliyat firmalari esya depolama sehirlerarasi nakliyat replika saat


Dr. Emrah Altındiş: 'Savaşı savunmak, Erdoğan’ı savunmaktır'

Dr. Emrah Altındiş: 'Savaşı savunmak, Erdoğan’ı savunmaktır'
+ -

Emrah Altındiş

 

 

 

Tayyip Erdoğan ve çevresinde yuvalanmış çıkar çevreleri, 2019 seçim çalışmalarını yurt içinden değil, Suriye’nin kuzeyinde ufacık bir Kürt şehrine savaş açarak başlattı. Erdoğan her zamanki kıvrak siyasi zekası ve pragmatizm yeteneğiyle Türkiye’nin gündemini bir anda değiştirdi ve aslında dört önemli alanda yaşadığı sıkışmayı şimdilik bu militarist hamleyle aşmış oldu. Neydi bu nefes almakta güçlük çektiği alanlar, kısaca hatırlayalım. Öncelikle son günlerde AKP içinde iyice görünür olan ve başını Gül ve Arınç’ın çektiği sessiz muhalefet… Etkileri her gün biraz daha artan ekonomik kriz ve artan yoksulluk, işsizlik…. Uykularını kaçıran anketler; MHP ile kurmuş olduğu koalisyona rağmen anketlerde bir türlü kritik yüzde 50 sınırını geçememesi ve 2019’da başkanlık seçimini kaybetme olasılığının her geçen gün artıyor olması. Tüm bu siyasi, ekonomik yönetememe krizine, bir de son olarak, uluslararası arenada yapayalnız kalan ve Suriye’de tam bir bataklığa saplanan dış politika krizini ekleyebiliriz. Reklam Saray ve ittifak kurduğu milliyetçi cephe, Türkiye’yi bir diktatörlük rejimine dönüştürmek için elinden geleni yaptı ancak henüz toplumu ikna edemedi. Afrin’de Suriyeli Kürtlere açılan bu savaş, diktatörlük için son manevra. Son yılları tekrar hatırlayalım. AKP, 7 Haziran seçimlerini kaybedince, tek adam rejimini kurabilmek için öncelikle ülke sınırları içinde savaşı yeniden başlattı. Suruç-Ankara katliamlarıyla barış isteyen tüm yurttaşlarımıza IŞİD üzerinden korkunç bir mesaj verildi. PKK’nin de barış masasını hızla terk etmesi ve barış talebinde ısrar etmemesiyle Türkiye toplumu kendisini yeniden çatışmaların ortasında buldu. Cizre-Şırnak-Sur yerle bir edilirken, 15 Temmuz darbesinin ardından Olağanüstü Hal rejimi Türkiye’nin normalı haline getirilip Meclis tamamen işlevsizleştirildi, yargı tamamen Saray’a bağlandı. HDP’li vekiller, belediye başkanları ve CHP’li bir vekil (CHP’nin de Meclis’te desteğiyle) gayrimeşru yöntemlerle esir alındı. Türkiye bir gazeteciler cehennemine çevrilip medya tamamen kontrol altına alındı. Fakat tüm bu baskılara rağmen toplum diktatörlük rejimine ikna olmadı ve Erdoğan referandumu ancak YSK’nın son dakika manipülasyonlarıyla yüzde 51 oyla ‘kazanılabildi.’ Erdoğan da 2019 seçimlerini garantiye almak için, böyle zamanlarda her zalim siyasetçinin başvuracağı yöntemi uygulamaya koydu: Savaş ve çiğ milliyetçilik! Ve Erdoğan’ın savaş tamtamlarını çalmasıyla ana akım medyasından ulusalcı basınına, TÜSİAD’dan MÜSİAD’a, Gül’den Arınç’a, Kılıçdaroğlu’ndan Akşener’e herkes bir anda kurulmakta olan diktatörlük rejiminin arkasında, bu savaşı destekleyerek hizalandı. Şaşırdık mı, asla? Zenginler, generaller, siyasetçiler ve medya patronları için savaşı desteklemek hem kolaydır, hem de oldukça karlıdır, zira ne kendileri ne de kendi çocukları cepheye giti ve gidecek, attıkları her militarist nutukta bu lanet iki yüzlülük var… Peki bu şiddet çığlıkları topluma ne vaat ediyor? Her gün ekmeğinin peşinde yaşam mücadelesi veren, huzurlu bir yaşam isteyen çoğunluk için savaş ne demek? Savaş toplum için sonsuz bir felaket. Çalışanlar için daha düşük ücret, daha düşük alım gücü demek. Ekonomik kaynakların eğitime, sağlığa değil bombalara, silahlara harcanması demek… Savaş, zenginlerin daha da zenginleşmesi, yoksulun daha da yoksullaşması, savaş ekonomisiyle yolsuzlukların daha da artması ve örtbas edilmesi demek… Her türlü hak, hukuk, adalet talebinin daha da rahat boğulması demek… Ama en önemlisi şu, savaş ismini hiç duymadığı yerlerde hayatını kaybedecek yüzlerce yoksul Türk genci, bir ömür bu travmayla yaşayacak anneleri, sevdikleri demek… Savaş Afrin’de hayatını kaybedecek yüzlerce Kürt genci, çocuğu, onların tramvaya mahkum yakınları demek… Kürt halkı ile Türk halkı arasında kardeşliğe bir dinamit daha koymak demek… Ve savaş, Erdoğan rejiminin daha da güçlenmesi, diktatörlüğün kalıcılaşması demek… Bu savaş sürdüğü sürece Erdoğan’ı ve kurduğu diktatörlük rejimini eleştiren herkes AKP rejimi sözcüleri tarafından vatan hainliğiyle suçlanacak, bugün savaşa tam destek vererek diktatörlüğü sağlamlaştıran Kılıçdaroğlu, Akşener ve Gül örneklerinde bunu çok yakında göreceğiz. Ayrıca Kürtlerin ardından şiddetin yeni hedefi belki Aleviler, belki CHP’liler, belki AKP içi muhalifler olacak… Benim öngörüm, Erdoğan Afrin’de ve fırsat bulursa yarın Menbiç’te uzun sürecek bir savaşa girerek, Türkiye’yi olası erken seçimlere ya da 2019 seçimlerine bu savaş atmosferi içinde, ekonomik krizi ve muhalefeti savaş söylemiyle bastırarak sokmak istiyor. Türkiye’nin dört bir yanına dönecek gençlerimizin cenazelerinin yaratacağı öfke ve ırkçılık iklimi içinde tek adam rejimini Kürt düşmanlığı ve militarizm ittifakıyla kurabileceğini öngörüyor. Dolayısıyla bu oyunu bozmanın tek yolu, savaşa karşı çıkmak ve barış talep etmek. Bu konuda özellikle CHP içindeki vekil ve aklıselim il, ilçe yöneticilerine çok büyük bir görev düşüyor. Erdoğan’ı destekleyen CHP genel merkezine rağmen, barıştan yana bir demokrasi itirazını dile getirmeliler, bunu Türkiye toplumuna, Suruç ve Ankara katliamlarında yitirdiğimiz barış için hayatını veren insanlarımıza borçlular… HDP’nin, tüm baskılara rağmen, Türkiye toplumuna barış talebini ve neden savaşa karşı olduğunu daha ısrarla ve daha güçlü anlatabilmesi gerekiyor. Ve her birimize mutlaka bir şey yapmak düşüyor, diktatörlük günlerinde ne yapılacağını yazmak haddime değil ama eminim hepimizin yapabileceği bir şeyler var. Son olarak Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, savaşa karşı çıkanları teröristlere destek vermekle, vatan hainliğiyle suçlamış. Böyle iftiraları AKP’lilerden daha çok duyacağız, her seferinde, Nazım Usta’nın muhteşem ‘Nâzim Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ’ dizesini hatırlayıp, ölüme karşı yaşamı, diktatörlüğe karşı demokrasiyi, ırkçılığa karşı kardeşliği savunma görevimiz var… Ustanın dediği gibi: “Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler…” Dr., Harvard Üniversitesi




Kaynak: diken.com.tr

Bu haber 2786 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Metin 2 TR
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANAN HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI